Ülkeyi yeniden kuracağız

Ülkeyi yeniden kuracağız

POLİTİKA SERVİSİ

Meclis’in açılışının 101’inci yılı için mesaj yayımlayan SOL Parti, gerici politikalara karşı halkın örgütlü mücadelesiyle ülkeyi yeniden kurma iradesine vurgu yaptı. Açıklamada şunlar yer aldı: “Ülkemizin bağımsızlık ve kurtuluş savaşının dönüm noktalarından, Meclis’in açılışının 101’inci yılı kutlu olsun. En zor koşullarda memleketin her yanından katılımlarla örgütlenen Meclis, kurtuluş savaşına önderlik ettiği gibi saltanat ve hilafete son vererek ilerici bir kuruluş sürecini de başlatmış oldu. Bu önemli günü dünya çocuklarına armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anıyoruz.

Aradan geçen yıllar içinde sağcı, Amerikancı ve gerici iktidarlar, NATO destekli askeri darbeler eliyle Meclis’in demokrasiye açılan ilerici yönü işlevsizleştirilmiş, sermayedarların, ağaların, para babalarının cirit attığı bir parlamento haline getirilmişti. Yüzde 10 barajı ve siyasi partiler yasası ile parlamento, hâkim sınıfların iç çelişkilerinin mizansen yerine dönmüştü. AKP rejiminin inşa sürecinde parlamento tamamen etkisizleşirken, mühürsüz oylarla geçirilen ‘tek adam referandumu’ ile demokrasinin kırıntıları da Saray’a bağlanmış oldu. Meclis artık Saray’ın bir odasından farksızdır. Bu yeni saltanat rejiminde Meclis tek adam diktasına tabi kılınmıştır.

Bugün 23 Nisan’ı kutlarken, devrimci, halkçı ve örgütlü bir muhalefetle eşitlikçi, özgürlükçü, bağımsız bir ülke kurmak için ayağa kalkmanın önemini fark etmek gerekir.

Bugün, sağın her tür fraksiyonunun yarattığı yozlaşmadan beslenerek ülkemizi kaplayan bu gerici-faşist yönetim anlayışından kurtulmanın yolu bağımsızlıkçı, ilerici, devrimci bir anlayış ve politikadan, soldan geçmektedir.

Siyasal İslam’ın bir grup marjinal şeriatçı azınlığın sultasıyla inşa etmeye çalıştığı bu düzenden çıkış, egemenlerin çekişme yeri olan ‘parlamenter sistem’e dönüşle mümkün değildir. Bugün artık kurumsallaşan gerici düzen, 1950’lerden bu yana sürdürülen sağ politikaların bir sonucudur. O yüzden devrimci bir yeniden kuruluş, bunu başarmak için halkın örgütlü bir mücadelesi gereklidir.

Bağımsızlık mücadelesi

Halkın her düzeyde söz, yetki ve karar sahibi olduğu bir düzen ancak halkın kendi güçlü kollarıyla, örgütlü mücadelesiyle kurulabilir. Kurtuluş, solun laik, demokratik, özgürlükçü, bağımsızlıkçı değerlerinin rengini verdiği bir halk siyasetindedir. Egemenlik de bir ayrıcalıklılar meclisinin, halkın değil egemenlerin refahı için çalıştıkları bir sisteme dönüşle değil, halkın öz örgütlülüğünün doğrudan temsili için verilecek devrimci bir mücadeleyle ancak mümkün olabilir. Cumhuriyet’in ve halk egemenliğinin taşıyıcı düşüncesi ve önemi bugün bu değerler ve bu mücadeledir.

Salgın döneminde halkımızı aç, sefil bırakan, gençleri ülkesinden koparan, kadınları öldüren, muhalifleri içeri tıkan bu kâbus düzeninden çıkış için, gerçek bir halk demokrasisi için örgütlenmek ve ileri atılmak gereklidir. Emperyalizme ve saltanata karşı Anadolu direnişini ve bağımsızlık mücadelesini selamlıyoruz, tüm çocuklarımızın 23 Nisan bayramını kutluyoruz.”

ulkeyi-yeniden-kuracagiz-867811-1.

Meclis’i kayıt bürosu haline getirdiler

Profesör Dr. Taner Timur: Anayasamızın 6. Maddesi “Egemenlik Kayısız şartsız milletindir” der; oysa bize özgü bir “Başkanlık Sistemi”ne geçildikten sonra bu egemenlik neredeyse tümüyle “Başkan”a emanet edilmiş, Meclis de bir çeşit “kayıt bürosu” haline dönüşmüştür. Meclis soruşturması ve gensoru gibi denetleme olanakları kaldırılmış, Cumhurbaşkanı’na çok geniş bir alanda “kararname” çıkarma yetkisi verilmiş, üstelik bu yetkilerin de –“İstanbul Sözleşmesi” olayında olduğu gibi- pratikte aşıldığı da tartışma konusu olmuştur. Bu haliyle bizim yeni sistemimiz, güçlü bir kuvvetler ayrımına ve ifade özgürlüğünde köklü geleneklere dayanan çağdaş başkanlık sistemlerinden çok, Fransa’da yüz yetmiş yıl önce yaşanan III. Napolyon sistemine benziyor. Fransız düşünür Alain Badiou, Macron iktidarını bir bakıma darbeci III. Napolyon rejimine (1851-1870) benzetiyor ve “III. Napolyon’dan beri ilk kez bir ‘parti’nin bir ‘aday’a değil de, bir ‘aday’ın bir ‘parti’ye sahip olduğunu” söylüyordu. Bununla partisinden ayrılıp da özel bir liste oluşturarak seçimlere giren Macron rejimini kastediyordu. Böylece Macron tamamen kendi iradesine bağlı bir meclis çoğunluğu oluşturmuştu. Oysa bana göre III. Napolyon rejimine bizim “başkanlık” sistemimiz daha çok benzemeye başladı. Sadece arada bir terslik var: III. Napolyon otoritarizmi bir darbeyle kurulmuş ve 1860’larda liberalleşmeye başlamıştı. Hatta 1867 yılında Meclis’e soruşturma ve gensoru hakları bile tanındı. Oysa gidişat bizde tam ters yönde oldu. AKP iktidara seçimlerle geldi ve her anayasa değişikliği ile otokrasiye doğru yol aldık. Hep de “daha fazla özgürlük”, “daha fazla demokrasi” türküleriyle! Bu yüzden, “yeni anayasa”, “ileri demokrasi” gibi sloganların tekrar tedavüle girdiği bu günlerde uyanık olmalı, Millet Meclisi’mizin 101’inci yıldönümünü son gelişmelerden alınan dersle kutlamalıyız. Aslında önümüzde gerçekten de bir “yeni anayasa” savaşı var; fakat bu “yeniden kuruluş” savaşına artık bu konudaki karnesi belli olan bir takım asla öncülük yapamaz.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir