Binali Yıldırım: Türkiye bir hukuk devleti, hiç kimse hukuktan üstün değildir

AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum ziyareti sırasındaki olaylara ilişkin, “Türkiye bir hukuk devleti. Hiç kimse hukuktan üstün değildir. Eğer bir kural varsa bu kuralı ihlal etmek, ‘Ben size sorarım’, işte ‘Siz gününüzü göreceksiniz’ gibi hukuka, siyasetçinin ağzına uymayan, tam bir sokak kabadayısı havasında meydan okumalar bu ülkeye zarar verir. Bunlarla kimse sonuç alamaz.” dedi.

Yıldırım, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Seçim meydanlarını nasıl gördüğü sorulan Yıldırım, dün önce Şırnak, sonra Siirt’te seçmenlerle buluştuklarını, insanları çok canlı ve ilgili gördüğünü söyledi.

Yıldırım, bu seçimi diğerlerinden ayıran en önemli özelliğin, seçimin Türkiye dışında başka ülkeler veya terör grupları tarafından daha fazla önemsenmesi olduğuna işaret etti.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum ziyareti sırasındaki olaylara ilişkin değerlendirmesi sorulan Yıldırım, söz konusu olay olur olmaz hemen valiyi ve belediye başkanını aradığını belirterek, şunları söyledi:

“Bana söylenen şu: Ekrem Bey’in Erzurum’a esnaf ziyareti için geleceğine dair teşkilatı yazılı bir bilgi veriyor oradaki yetkililere. Gelince esnaf ziyareti yapmaktan vazgeçiyor. Aracın üzerinden miting yapmaya karar veriyor. Buraya kadar da bir şey yok. Yalnız İl Seçim Kurulu ve Valiliğin belirlediği miting alanı var. Oraya gitmesini söylüyorlar. ‘Yok’ diyor, ‘Ben Yakutiye’de, burada yapacağım.’ diyor. Orada ısrar edince, burası miting alanı değil, yaparsın-yapamazsın derken o etrafta bulunan sokaklardaki insanlar akın akın bu tarafa yürümeye başlıyorlar. Orada gelişen bir şey. Olay bundan ibaret. Türkiye bir hukuk devleti. Hiç kimse hukuktan üstün değildir. Eğer bir kural varsa bu kuralı ihlal etmek, ‘Ben size sorarım’, işte ‘Siz gününüzü göreceksiniz’ gibi hukuka, siyasetçinin ağzına uymayan, tam bir sokak kabadayısı havasında meydan okumalar bu ülkeye zarar verir. Bunlarla kimse sonuç alamaz.”

Taş atıldığının hatırlatılması üzerine Yıldırım, “Doğru bir şey değil. Bunu onaylayamayız ama olayın iç yüzünü bilemediğim için, oradaki olay nasıl gelişti, o taş atma işi acaba doğal bir tepki midir, önceden yapılan bir hazırlık mıdır, doğrusu bu, yapılacak soruşturmalarda ortaya çıkacak.” dedi.

Yıldırım, yaşanan olayın arzu edilmeyen bir durum olduğunu ifade ederek, “Ancak sorumluluk sahibi siyasetçilerin de kurallara uyması esastır. Hani diyelim ki İmamoğlu orada yapmada ısrar etmemişse bu olay da olmayacak. İşin bir de o tarafı var. Orada herkesin yaptığı yerde sen de git yap. Senin ne ayrıcalığın var?” ifadelerini kullandı.

“Ülkeyi yönetmeye talip olanların bu ve buna benzer ifadeleri ülkemize zarar verir”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yüksek Seçim Kuruluna güvenmiyorum.” dediğini dile getiren Yıldırım, “Yani ne gereği var şimdi? Daha seçim olmamış. Bugün kalkıp bunu söylemek daha yapılmayan seçime gölge düşürmek veya kaybedeceğini hissettiği için şimdiden altyapı hazırlamak… Bunu çok yanlış buluyorum. Ülkeyi yönetmeye talip olanların bu ve buna benzer ifadeleri ülkemize zarar verir, kurumlarımıza zarar verir, milletimizi mutsuz eder.” diye konuştu.

Yıldırım, Millet İttifakı’nın seçime girdiğini, Kandil’in ise “Biz Millet İttifakı’nı destekleyeceğiz.” dediğini ifade ederek, “Bugüne kadar HDP’nin PKK terör örgütünü lanetlediğini, reddettiğini, yaptıklarını onaylamadığını söylediğini duyan var mı? Ben duymadım. Duyan varsa söylesin. Nasıl oluyor yani HDP PKK’ya sahip çıkıyor. PKK da ‘Seçimlerde Millet İttifakı adayını destekleyeceğim.’ diye avaz avaz bağırıyor. ‘Bizim terör örgütüyle alakamız yok. Onların desteğine de ihtiyacımız yok’. Bunu külahıma anlat. Bunu vatandaş yemez.” şeklinde konuştu.

Binali Yıldırım, HÜDA PAR ile ilgili soruya da şu yanıtı verdi:

“Bir kere HÜDA PAR hangi terör faaliyetini yapmış? Kimi öldürmüş? ‘Hizbullah’la alakamız yok.’ diye açıkladılar. Biz niyet okuyuculuğu mu yapıyoruz? Genel başkanı çıktı dedi ki ‘Bizim Hizbullah’la alakamız yok’. Bitti. Biz söylenene itibar ederiz. Ne zamana kadar? Aksi ispatlanıncaya kadar. Teröre bulaşmış bir yapıları yok. Söylemlerinde sıkıntı olabilir. Ama biz onların söylemlerini kabul etmek zorunda değiliz. Kaldı ki ‘Türkiye’nin üniter yapısına karşı değiliz.’ diyorlar. ‘Bayrağına karşı değiliz.’ diyorlar. Yani ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın belirlediği hususlara bizim bir itirazımız yok.’ diyorlar. Hal böyle olunca, teröre de bulaşmayınca yani biz ne diyeceğiz? ‘Ya öyle diyorlar ama bunların kafalarının arkasında bir şey var.’ O zaman başka bir şeye gelir iş. Şüpheyle amel olmaz.”

“Bu terör örgütlerine çıkıp bir şey demiyorlar”

Millet İttifakı’nı terör örgütlerinin ve onun arkasındaki ülkelerin desteklediği yönünde bir iddiası bulunduğunu aktaran Yıldırım, şunları dile getirdi:

“Benim bu iddiama çok aşırı tepki gösteriyorlar da yani 6 tane ortak var. Çıkıp kendileri bana tepki göstereceğine bu terör örgütlerine bir şey demiyorlar. Bu düşündürücü değil mi? Yani asıl bu sözleri söyleyenlere dönüp demeleri lazım ‘Siz kimsiniz kardeşim? Bizim sizin desteğinize mi ihtiyacımız var? Bizim seçmenimiz Türkiye’de. Biz Türk milletine güveniyoruz’. Yani her şeyi söylüyor. İçinde milliyetçi, ülkücü, Atatürkçü değerlere sahip Cumhuriyet Halk Partisi var. Yani bütün yapı içerisinde muhafazakar partiler var. 6 tane yani Türkiye’nin bütün siyasi renklerini barındıran partiler çıkıp da bu tehditlere karşı, 14 Mayıs ve sonrasına yönelik tehditlere karşı tek bir kelime söylemiyorlar.”

Yıldırım, bunun da kendi tezlerini güçlendirdiğini ve desteklediğini ifade ederek, “Eğer çıksa yarın HDP, ‘Benim PKK’yla alakam yok. PKK bir terör örgütüdür. 40 bin insanımızın kanına girmiştir. Şehitlerimiz vardır. Sivil, masum insanları 40 yıldır öldürmektedir. Ülkemizin 400 milyar dolar kaynağını yok etmiştir. Ben bu terör örgütünü şiddetle reddediyorum.’ dese ben bütün söylediklerimi geri alacağım. Hiçbir ithamda da bulunmayacağım. Bunu söyleyebilir mi? Söyleyemez çünkü HDP’nin iradesi yok. Yani seçime kimin gireceğini, aday gösterilip gösterilmeyeceğini, kimlerin aday gösterilmeyeceğini dağ kadroları belirliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir